“`html
“Kara film” olarak adlandırılan “film noir” türü, ilk olarak 1940’lı yıllarda keşfedilerek keskin polisiyeleriyle tanınan bir sinema akımı haline geldi. Aldatma, cinayet ve özellikle bu dönemin popüler romanlarının etkisiyle şekillenen bu tür, “neo noir filmler” için de bir öncül oluşturmuş ve geniş bir izleyici kitlesine hitap eden önemli yapımlara kapı aralamıştır.
“Film Noir”ın etkisi, 1960’ların ortalarından 1980’lerin başına kadar Hollywood‘da ve dünya sinemasında hissedildi. Günümüzde de film yapımcılarına ilham veren bu tür, izleyiciye sunulan neo noir filmler ile devam eden bir miras oluşturdu. Klasik film noir unsurlarını içeren ama aynı zamanda yeni temalar, modern görsel efektler barındıran neo noir çalışmaları, acımasız dünyanın gerçeğini, yalnızlık kavramını ve toplumsal adaletsizlikleri işledi. Bu filmlerin öne çıkan bir diğer özelliği ise, klasik kahramanlık hikâyelerinin yanında anti-kahraman karakterlerin teşvik edilmesidir. Ek olarak, femme fatale karakterleri, yüksek kontrastlı aydınlatmalar ve karmaşık gizemler de neo noir türünün belirgin unsurlarındandır; fakat bu konuda kesin kurallar yoktur.
Neo noir filmleri farklı kategorilerde değerlendirilmekte, zira bu türdeki filmler, western, gerilim, bilim kurgu ve kara komedi gibi birçok tarzdan öğeleri harmanlamaktadır. “Matrix”, “Kuzuların Sessizliği”, “Seven”, ve “Fight Club” gibi ikonik filmleri bu kategoriye dahil etmek mümkündür. İşte, değişik türlerden esinlenmiş 13 özgün neo noir filmi sizin için derledik.
Manhunter – İnsan Avcısı (1986) – IMDB: 7.2

Micheal Mann’ın yönettiği 1986 yapımı “Manhunter”, psikolojik gerilim ve suç temalarını harmanlayan bir neo noir örneğidir. Gişe başarısı düşük olsa da, hayranları tarafından sıkça anılan film, Edgar Allan Poe Ödülleri’nde en iyi film kategorisinde adaylık elde etmiştir.
Will Graham (William Petersen), emekli bir FBI ajanıdır ve eşi Molly (Kim Greist) ile oğlu Kevin (David Seaman) ile Florida’ya taşınmıştır. Will, suçluların zihinlerine girerek, onların davranışlarını anlamaya çalışan bir profilcidir. Eski patronu Jack Crawford (Dennis Farina) tarafından, “Diş Perisi” (Tom Noonan) adındaki zeki bir seri katili yakalamasında ona yardım etmesi için tekrar göreve çağrıldığında, Graham oldukça zor bir duruma girer. Dolunay gecelerinde aileleri katledilirken, katilin izini sürmek için zamana karşı bir yarış başlar. Bu esnada, Will, geçmişte onu büyük bir tehlikeden kurtaran psikiyatrist Dr. Hannibal Lecktor (Brian Cox) ile de görüşmeyi sürdürmektedir. Will, cesur halkını korumaya çalışırken aynı zamanda kendisini de bu zorlu mücadelede akıllıca korumak zorundadır.
The Yakuza – Yakuza (1974) – IMDB: 7.2

Sidney Pollack’ın yönettiği “Yakuza”ysa, gişe başarısı kısıtlı olmasına rağmen kendine has bir takipçi kitlesine sahip olan bir yapımdır. Film, Doğu ve Batı’nı harmanlayan etkileyici bir müzik ile beslenmekte ve eleştirmenler tarafından beğenilmektedir.
Harry Kilmer, savaş sonrası döneminde Tokyo’nun kültürüyle örtüşmüş bir dedektiftir ve Japon kadın Eiko Tanaka’ya aşık olmuştur. 1949 yılında kaybolan kardeşi Ken Tanaka, Japon mafyası Yakuza ile bağları dolayısıyla dönünce, Harry geçmişle hesaplaşmak zorunda kalacaktır.
A History of Violence – Şiddetin Tarihçesi (2005) – IMDB: 7.4

John Wagner ve Vince Lock’un çizgi romanından uyarlanan “A History of Violence”, neo noir temalarının ideal bir örneğidir. Film, En İyi Uyarlama Senaryo ve En İyi Yardımcı Oyuncu dallarında Oscar adaylığı kazanmıştır.
Indiana’nın Millbrook kasabasında sakin bir hayat süren Tom Stall, bir gece kendini bir soygunun önüne geçerken bulur. Artık bir yerel kahraman olan Tom, hayatında istemediği bir dikkat çeker ve bu durum onu, geçmişiyle yüzleşmeye zorlayacaktır. Tüm bunlar yaşanırken, geçmişiyle ilgili karanlık sırların ortaya çıkması için basına düşen bir adam gelecektir.
Gone Baby Gone – Kızımı Kurtarın (2007) – IMDB: 7.6

Ben Affleck’in yönettiği “Gone Baby Gone”, suç ve gerilim türünde modern bir neo noir örneğidir. Kadrosunda yer alan Amy Ryan, olağanüstü performansıyla Oscar ve Altın Küre adaylıklarına layık görülmüştür.
4 yaşındaki Amanda McCready kaybolduğunda, kızın teyzesi Patrick Kenzie ve Angie Gennaro adındaki özel dedektiflerden yardım ister. Dedektifler, Boston’un zorlu mahallelerinde olayın aydınlatılması için harekete geçerken, bir dizi ahlaki ikilemle baş başa kalacaklardır.
Hard Boiled – Sert Polis (1992) – IMDB: 7.7

1992 yapımı “Hard Boiled”, John Woo’nun Hollywood’a geçmeden önceki son Hong Kong projesidir. Film, Hong Kong Film Ödülleri’nde En İyi Kurgu dalında ödül kazanmıştır.
Hong Kong’da silah kaçakçılığı yapan gangsterler arasındaki savaşı konu alan film, bir dedektifin organize suçlar ve içindeki ihanetle mücadelesini işlerken izleyicilere akıllara kazınan sahneler sunmaktadır.
Zodiac (2007) – IMDB: 7.7

David Fincher’ın yönettiği “Zodiac”, 2007 yılına damgasını vuran bir gizem filmidir. Jake Gyllenhaal, Mark Ruffalo ve Robert Downey Jr. gibi ödüllü oyuncuların yer aldığı film, Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye adaylığı da almıştır.
Gerçek olaylara dayanan film, San Francisco’daki Zodiac seri katilinin izini sürerken dedektifler ve muhabirlerin yaşamını inceler. Robert Graysmith’ın kitabından uyarlanan bu çalışmada karakterlerin takıntılı hale gelişine tanık oluyoruz.
Drive – Sürücü (2011) – IMDB: 7.8

Nicolas Winding Refn’in 2011 yapımı “Drive”, Ryan Gosling’in olağanüstü performansıyla dikkat çeken bir neo noir filmidir. Cannes Film Festivali’nde gösterilmiş ve Oscar adaylığı elde etmiştir.
Los Angeles’ta yaşamını sürdüren gizemli dublör sürücü, bir gün komşusu Irene’ye aşık olur. Ancak kocası hapse girdikten sonra, sürücü kendisini bir soygun planının içinde bulur ve işler kontrolden çıkar. Artık Irene ve oğlu için tehlikeyi bertaraf etmek zorundadır.
The Girl with the Dragon Tattoo – Ejderha Dövmeli Kız (2011) – IMDB: 7.8

2011 yapımı “The Girl with the Dragon Tattoo”, 90 milyon dolarlık yüksek bütçesi ve etkileyici yapısıyla dikkat çeken bir psikolojik gerilim filmidir. Sony Pictures tarafından geliştirilen bu eser, Oscar ödüllerinde birçok adaylık kazanmıştır.
Mikael Blomkvist, kaybolan bir genç kızı aramak üzere zengin iş insanı Henrik Vanger’dan teklif alır. Ancak bu süreç, onun hayatındaki karanlık sırları da ortaya çıkararak, gelişen olayları daha çarpıcı hale getirir.
I Saw the Devil – Şeytanı Gördüm (2010) – IMDB: 7.8

2010 yapımı “I Saw the Devil”, Sundance Film Festivali’nde gösterimi yapılan ve aksiyon-gerilim türlerinde öne çıkan bir neo noir filmidir. Aldığı ödüllerle dikkat çeken film, Kore’de kısıtlamalar nedeniyle geniş kitlelere ulaşılamadı.
Gizemli bir taksi şoförü yangınlar içerisinde kaybolan bir kadınla karşılaşıyor ve olaylar gelişiyor. Bu intikam hikayesi, izleyicileri gerilim dolu bir yolculuğa çıkarıyor.
The Big Lebowski – Büyük Lebowski (1998) – IMDB: 8.1

Coen Kardeşler’in yazıp yönettiği “The Big Lebowski”, noir komedi ve suç ögeleri barındıran kült bir eserdir. ABD Kongre Kütüphanesi tarafından tarihsel öneme sahip film olarak korunmakta ve birçok ödül kazanmıştır.
Filmde, uyuşturucu bağımlısı bir hippi olan “The Dude” ile zengin bir adamın hikâyesi anlatılır. Tembellikleri ve yol açtıkları karmaşanın sonuçları, izleyenleri kahkahalara boğuyor.
Prisoners – Tutsak (2013) – IMDB: 8.1

Denis Villeneuve’nin yönettiği “Prisoners”, modern neo noir kategorisinde önemli bir yere sahip. Hugh Jackman ve Jake Gyllenhaal gibi güçlü krakterlerin bulunduğu film, yüksek bütçesi ve çekişmeli konusu ile dikkat çekmektedir.
Film, kızının kaybolması üzerine bir babanın nasıl çaresiz kalabileceğini ve neler yapabileceğini anlatan çarpıcı bir öykü sunmaktadır. Keller Dover, her şeyi göze alarak, kaybolan kızını bulmak için her yola başvurur.
Reservoir Dogs – Rezervuar Köpekleri (1992) – IMDB: 8.3

Quentin Tarantino’nun yazıp yönettiği ve 1992 yapımı “Reservoir Dogs”, bağımsız sinemanın önemli bir örneği olarak karşımıza çıkıyor. Düşük bütçesine rağmen elde ettiği başarı, Tarantino’nun daha fazla tanınmasına aracılık etti.
Filmde tanışmayan bir grup hırsızın gerçekleşen bir soygun sonrası yaşadığı olaylar anlatılmaktadır. Soygun esnasında polisler gelince paniğe kapılan grup, içlerinden birinin kimliğini çözmeye çalışırken gerilimi arttırırlar.
The Departed – Köstebek (2006) – IMDB: 8.5

Martin Scorsese’nin usta işçiliğiyle ortaya çıkan “The Departed”, 2006 yılına damga vurmuş bir suç filmidir. Bu projede yer alan Leonardo DiCaprio ve Matt Damon gibi isimler, muhteşem performanslarıyla filme değer katmaktadır.
İki zıt kutuplardaki karakterlerin birbirlerini ortaya çıkarmak için yaşadıkları çatışmalar, filmi ilginç kılan unsurlardan biridir. Her an gerilim dolu olan bu anlatım, izleyicilerin tedirgin bekleyişini artırır.
“`